301 Moved Permanently

Moved Permanently

The document has moved here.

Yazı Detayı
21 Ekim 2019 - Pazartesi 02:24
 
SAHİPSİZ” ADANA’DAN “SAHİPSİZ” VİZESPOR’A
ENGİN BİÇER
 
 

Bölüm 1...

Bugün Sarıyer’de oturan teyzeoğlum “Vizespor maçına gidiyor muyuz?” diyene kadar maça gitmek gibi bir niyetim yoktu. Çünkü daha önce (Arnavutköy maçı için) bana yürüme mesafesi olan Şenlikköy’e geldiklerinde de gitmemiştim. Bu hallerim elbette ki boşuna değil!
*
Hayatımda ilk kez bugün bir BAL Ligi maçı izledim. O maç, Alibeyköy-Vizespor maçı...
Vizespor açısından BAL Ligi tecrübesi “ilk”; ama Alibeyköy öyle değil…Alibeyköy'ün spor kültüründe 3.ligler falan var! Bakın size hemen içinde Alibeyköy geçen bir hatıra aktarayım:
90’lı yılların sonları olmalı; 98-99 falan… Bugün Beşiktaş’ın başında olan Abdullah Avcı Kasımpaşa’da futbol hayatının son günlerini yaşıyor. Gittiğim maç da öyle bir maç ki, Kasımpaşa yenerse şampiyon olacak, Alibeyköy yenerse kümede kalacak. (Alibeyköylü’nünki de iş işte; öyle bir kader maçı Kasımpaşa Stadı’na bırakılır mı?)
Neyse maç başladı; Alibeyköy öyle bir top oynuyor ki, puan tablosunu bilmeseniz Alibeyköy şampiyonluğa, Kasımpaşa kümede kalmaya oynuyor sanırsınız; o derece! Alibeyköy muhteşem futbolunu 1 de güzel golle süslemesin mi? İlk devre bitti, ama gariptir, Alibeyköylü oyuncular soyunma odasına gidemiyor! Giderlerse koridorlarda sağlam bir dayak yiyeceklerini biliyorlar! Az sonra ikinci yarı için Kasımpaşa sahaya geldi. Alibeyköy’ün beklenmesine gerek yoktu; onlar zaten oradaydı! Hakemleri beklerken (bütün stadı çınlatan) “çaaat… çaaat” diye tokat sesleri duyduk. Saha ortasındaki o dayaktan sonra 2. yarıda Alibeyköylü hiçbir futbolcunun ayağı topa gitmedi! Daha doğrusu gidemedi! Maçı kazanan Kasımpaşa (sanırım 3. Lig’den 2. Lig’e) çıktı.
*
Bugünkü maça giderken şunu farkettim; onca sene gazetecilik yapmıştım; ama Alibeyköy Stadı’nda bir maç izlemek hiç nasip olmamış. Bugünkü bir ilk’ti!
Tabi stada girene kadar yukarıda yazdığım hatırayı düşündüm hep:
“Vay be” dedim;
“Alibeyköylüleri tokatlayanlar bugün Beşiktaş’ta hoca; tokatlanan Alibeyköy takımı teee BAL’da!”
*
Vizespor’un benim için bir esprisi daha var; kardeşimin oğulları Mert Biçer Vizespor Yönetim Kurulu’nda, Burak Biçer ise hem altyapının başında, hem de A takımda yardımcı hoca. Dedim ya; hayatımda ilk kez bir BAL ligi maçı izliyordum ve açıkçası ben BAL Ligi’ndeki “seviye”yi görmeye gelmiştim. BAL ligi takımlarının fotoğraflarına baktığımda “fizikli” oyuncular görüyordum. Sırf bu yüzden “tekniğin ikinci plana atıldığı 2 takım” bekliyordum. Aynen beklediğim gibi 2 takım buldum. Zaten puan durumu da “Denk güçte 2 takımın maçı olur, 1 gol atan maçı kazanır” diyordu.
*
Geciktiğim için ilk gördüğüm kapıdan stada girdim; yaklaşık 50 metre gerimden “Vizeee… Vizeee…” sesleri geliyordu. “Kobralar” bir köşedeydi; benim girdiğim yerde ise “Alibeyköylüler” vardı. Girdiğimde santra yapılmıştı. Hayatımda ilk kez gördüğüm fizikli sol ayaklı bir stoper (3 numara Fatih Gökdemir) sağına soluna öfkeli bir halde talimat yağdırıyordu. Yanında dünya yansa içinde yorganı yokmuş gibi davranan bir libero vardı ki; onun da kolunda kaptanlık pazubandı vardı! O ilk 5 dakika içinde orta sahadaki oyuncuların da birbirlerine emir verir halde konuştuklarını görünce Vizespor’un içinde bulunduğu ruh halini hemen fotoğrafladık. İlk 4 haftada (2-0 öne geçtiği maçları bile) kazanamayan, geçen hafta evdeki olaylı Çerkezköy maçında BAL’daki ilk puanını alan Vizespor gördüğümüz kadarıyla stresten bi dünyaydı!
*
İlk devrenin ortaları oynanıyordu. Çubuklu Sarı-Lacivert formasıyla adeta Fenerbahçe’yi andıran Vizespor’da çok ilginç bir şey gördüm. “Doğru mu görüyorum ben yaa” dedim, gözlerimi ovuşturarak Vizesporlu oyuncuların formalarına bir kez daha baktım. Allah Allah; formanın sponsor alanında VİZESPOR YÖNETİM KURULU yazıyordu!
*
Ben bu sahneyi en az 20 yıl önce görmüştüm!
Gene 1989-99 yılları falan…
Yalan olmasın; maç kesinlikle (Adana’da) Adana Demirspor maçıydı; ama rakibi Galatasaray mıydı, Beşiktaş mıydı, çıkaramıyorum.
Google’a “Fenerbahçeli Rambo Hasan” yazarsanız kim olduğunu daha iyi kavrarsınız; o Hasan da o Adana Demirspor’un oyuncusuydu.
"SAHİPSİZ ADANA" yazısını onun formasından çekmiştim.
Hayatımda ilk kez öyle bir şey görmüştüm. Şehrin ilgisizliğinden bunalan Adana Demirspor formasına "SAHİPSİZ ADANA" yazarak Adana şehrini “silkelemeye” çalışmıştı.
(Tabi o dakikadan sonra benim için maçın anlam ve önemi değişti!) (Engin BİÇER)

Not:
Vizespor üzerine çok kalem oynatma derdinde değilim.
O yüzden bi kere yazalım; tam yazalım ki, ne demeye çalıştığımızı tam olarak anlatalım.
Tabi ben ne dersem diyeyim karşımdakinin beni anladığı kadarım; onu da biliyorum; ama gene de yazalım! (E.B.)

SAHİPSİZ" ADANA'DAN "SAHİPSİZ" VİZESPOR'A! (2)

Bölüm 2

Vizespor ilk kez mücadele ettiği BAL (Bölgesel Amatör Lig’in) daha 5.haftasında “imdaaaat” demeye, “S.O.S sinyalleri vermeye” başladı.
Vizespor’un da neden böyle olduğunu tahmin etmek zor değil.
Eee, 3-4 sene önce, Egemen Aykanat başkanlığındaki Vizespor ilk kez BAL Ligi’ne çıkma hakkı kazandığında çıkıp demedik mi?
“O takımda benimle aynı soyadı taşıyan biri Mert, biri Burak isminde iki yeğenim var. Ben kendi yeğenlerimin kötülüğünü ister miyim? Ama Vizespor şu anda öyle kötü yönetiliyor ki, amatör futbolcular resmen profesyonel futbolcu gibi SADECE PARAYA oynuyorlar!”
Hiç unutmam; Egemen Aykkanat (facebooktaki sayfasından) ilk kez mücadele edecekleri BAL liginde “kendilerine en az 750 bin lira lazım olduğunu” yazıyordu! Evde oturduğum yerden Egemen Aykanat’ın bu hallerine gülüyordum tabi, çünkü ben onun “Aziz Yıldırım hallerini” görmüştüm, “Fikret Orman”, “Faruk Süren hallerini” görmüştüm.
Süper Lig takımlarımızın neden battığı bilinmiyormuş gibi, amatör kümenin yarı profesyonel yarı amatör versiyonunda oynayacak olan Vizespor bile yeni sezona takım kurabilmek için 750 bin lira arıyordu!
Bu kafayla olmazdı; neden olmayacağını anlatıyorduk; ama Vizeli dostlar sesimize “sivrisinek vızıltısı” muamelesi yapıyordu!
*
Olunca harcaması kolay tabi… Ama bizim Vize ben 35 sene önce oradan ayrılırken 10 bin kişiydi, bugün de yeni taşınanlarla, yeni doğanlarla birlikte 15 bin kişi olsun. O kadarlık bir ilçe, senede 1 trilyon harcamayı kaldırır mıydı?
Kaldı ki ben (1’inci, 2’inci ve Süper Amatör’deki harcadıkları paraya bakarak) devrin belediye başkanının çocukluk arkadaşım Selçuk Yılmaz oluşundan güç alarak şunu sordum:
“Yahu sizin futbolcuları soyundurduğunuz soyunma odasına ben geçenlerde 7-8 yaşında bir çocuk götürdüm. Çocuk oraya işemedi bile! Siz bu şartlarda bu paraları neden harcıyorsunuz, nasıl harcıyorsunuz? Buraya tüm Vizelilerin kullanacağı bir tesis yapmadıktan sonra bu paraları harcamanız helal mi?”
Bilirsiniz; doğruyu söyleyenleri 9 köyden kovarlar ve bu yüzden anında “istenmeyen adam” oluverdik! Ama tabi umursamadık. Vize için doğruları dillendirmeye devam ettik.
*
Ben bugün formasına VİZESPOR YÖNETİM KURULU reklamını almak zorunda kalan Vizespor’un “BAL Ligi’ne katılma müjdesi”ni de hatırlarım.
Ödenen para hepi-topu 22.500 liraydı; ama onun bile altında “Şunun şunun katkılarıyla” diyerek en az 6-7 ismin sayıldığını biliyorum.
Biz Kurban’da 7 kişi danaya giriyorduk, Vizespor da BAL’a katılım parasını anca o şekilde ödeyebiliyordu!
E durun bakalım; bu daha “ayakbastı” parası.
Onu bile ödemekte zorlanan Vizespor 26 hafta sürecek lig başlayınca ne yapacaktı?
*
Çok sorup soruşturmadım. O takımın nerden baksanız (çoğu dışardan gelme) 22 futbolcusu var.
18 kişi olsa, maç başı 300’e oynasalar, bir maçı 5400 lira yapar. 26 maçta 5400 lira 150 bin liraya yakın para eder. Tabi iş sadece futbolcunun “maç başı”yla bitmiyor. Peşin para alanı da var! E bunun konaklaması, yemesi-içmesi, deplasmanı, yolu var!
Ben size bundan sonra olacağı söyleyeyim.
Bu formadaki “çığlık” Vize Belediye Başkanı (sınıf arkadaşım) Ercan Özalp’edir!
Bu formadaki “çığlık” Vize’nin hatırı sayılır zenginlerinedir!
İyi de…
Benim hep dillendirmeye çalıştığım gibi bugün Vizespor’u yönetenler (çoğunlukla) “Vizespor bizim” edalarında... Ama iş biraz sıkışınca; “Vizespor hepimizin” söylemine başvuruyorlar!
Hem daha Vizeli ne versin yahu!
Yaptığınız her organizasyonda herkes karınca-kararınca elini cebine atmadı mı?
Yönetim Kurulu’ndaki (yeğenim) Mert Biçer’den ve Yalçın Erker’den gayrısını tanımam. O yüzden de ilk lisansımızın çıktığı Vizespor’a “mesafeli” kalmaya gayret ediyorum. Cümlelerimi seçe seçe kuruyorum.
Bakın yukardan beri ne anlatıyorum;
“Alibeyköy” diyorsunuz, içinde Abdullah Avcı ve Alibeyköy’ün…
“Forma göğüs reklamı” diyorsunuz, içinde Adana Demirspor’un geçtiği hikayeler anlatıyorum.
Yıllar içinde çok yaşadık ve doğal olarak çok şeyler öğrendik. O tecrübelerle doğduğumuz ilçedekilere yol göstermeye çalışıyoruz, onda da “kötü adam” ilan ediliyoruz! (Engin Biçer)

Not:
Madem ki bi kez yazmaya niyetlendik; biz yazacağız, sorumluları dinleyecek!
Madem ki hamama girildi...
Terlenecek! (E.B.)

"SAHİPSİZ" ADANA'DAN "SAHİPSİZ" VİZESPOR'A! (3)

3. ve son bölüm

Bak Vizeli kardeşim;
Hani bilmeyenler vardır, sana biraz kendimden bahsedeyim!
Facebook sayfamda gazeteci arkadaşım dolu; sorun bakalım, beni önce “Vizeli” mi bilirler, “Kırklarelili” mi?
Biri 8 aylık, diğeri 2 yaşında 2 bebeği arkamda bırakarak askere gitmişim. Bornova Hacılarkırı ayazında “askercilik” oynuyoruz. Aklı başında adam ağaca, duvara selam verir mi? Ama soğuktan donmamak için yaptığımız işten keyif almaya çalışıyorduk. Başımızda bir çavuş; “Engin Biçer Kırklareli… Emret komtanıııım” diye bağırtarak tekmil vermemizi istiyor. Baktım “Kırklareli” uzun geliyor; “Engin Biçer Vize Emret Komtanııım” diye bağırır oldum. Karşımdaki arkadaşım “Rize” sanıp “Sen Rizeli misin” diyor. Hani İzmirlinin 35 buçuğu vardır ya; Karşıyakalılar... İşte ben de Kırklareli’nin “39 buçuk” olanlardanım. Evet, alınan alınabilir, ben Kırklareli’den öte, Vizeliyim! Vizeliyim ama… Çok da “Vizesporluyum” derdinde değilim!
*
Bakın; ben aranızdan çıktım, Galatasaraylar, Fenerler, Beşiktaşlar ve milli takımlar gördüm. Sizin gazetelerde okuduğunuz, tv’lerde ağzınız açık izlediğiniz insanlarla bi dolu hatıralarım oldu. O yüzden bu saatten sonra benim Vizesporla ilgili bir hayalim-hesabım olamaz! Ama buna rağmen aranızdan bazıları (sanki kulağıma gelmeyecekmiş gibi) arkamdan iş çevirmeye kalkıyor. Tabi böyle olunca ne oluyor; benim Vizespor’a olan mesafem açılıyor!
Ben size bi şey anlatmaya çalışıyorum; yol göstermeye çalışıyorum.
Dinleseniz ne oluuuur, dinlemeseniz ne olur?
Ortaçağ Avrupası’nda Galileo denen bir adam çıkmış ve kilisedekilerin tepkisini çekme pahasına “Dünya yuvarlak ve dönüyor” demiş. Böyle şeylerle uyuyan halk uyandırılır mı? Adamın anında kellesini almaya kalkıyorlar. Bakmış olacak gibi değil; kellesini kurtarmak için “Madem öyle istiyorsunuz, peki öyle olsun. Dünya yuvarlak değildir ve kendi ekseni etrafında dönmüyor” diyor. Peki Galileo bu sefer öyle dedi diye bu “bilimsel gerçek”, gerçek olmaktan mı çıkıyor?
*
Aslında yaşadınız; ihtiyacınız olan şey gözünüzün önündeydi. Ama belki de göremediniz!
Hocanız Yusuf Coşkun’du ve İstanbul Tepecik’le hazırlık maçına geldiniz. Sizin ihtiyacınız o kadarlık bir şeydi; bir tane saha… Ve futbolcunun soyunabileceği, idmandan sonra duş alabileceği ve hatta evindeymiş gibi rahatlıkla uyuyabileceği bir tesis...
Sorun bakalım üniversite diploması inşaat üzerine olan (devrin belediye başkanı Selçuk Yılmaz için) o kadarlık bir tesis kaça çıkarmış?
İşte öyle bir tesisin olduktan sonra sen “futbolcu fabrikası” olmaya aday olacaktın.
Ama siz ne yaptınız; her sene 100 bu lige, 75 öbür lige diye diye “tesis olacak parayı” çöpe attınız!
Tesisin varsa üretirsin!
Evet; örnek alabileceğin Aziz Yıldırım’ın vardı senin de... Peki şunu hiç sordun mu?
“Bu İlhan Cavcav keriz mi? O neden diğer büyükler gibi para saçmıyor? Neden ucuz oyuncu bulup pahalıya satmaya çalışıyor?”
*
Başka bir şey daha söyledik:
“Arkadaş… Amerika'yı yeniden keşfetmiyorsunuz. Bu iş o kadar zor değil. Polonya liginde Niciecza diye bir takım var. Nüfusu 750… Evet, yazıyla, sadece yedi yüz elli! Ama adamlar Polonya Ligi’nin en üst seviyesinde! 750 kişilik bir köy bu işi yapıyorsa Vize de dahil herkes yapar; ama yeter ki doğru şeyleri yapsın! Yeter ki gücünü ve ekonomisini doğru kullansın!”
*
Başka ne dedik de “kötü adam” olduk?
Taraftarın cefakar olması iyidir; her deplasmanda onları yanında hmek iyidir. Ama bu kadar fanatizm yerinde midir?
Vizelinin üniversite mezunu olan genci 6222’den ceza alıyor ve “vebalı gibi” maç saatleri içinde sahaya inmesi yasak ediliyor!
O ilçenin “okumuş”u bu haldeyse, “cahil”i ne olacak?
Bir İzmir deplasmanına (haber amaçlı) Zeytinburnu taraftarıyla birlikte gideyim dedim. Daha dakka 1; hani sen yolculuk esnasında üst raflara montunu-ceketini koyarsın ya; karşımda 17-18 yaşında bir çocuk pantolunundan bi şey çıkarmaya uğraşıyor. "Naapıyor lan bu" dedim; bi baktım ki o çıkarmaya uğraştığı şey belinden ayak bileğine uzanan bir döner bıçağı! Taraftarsa mevzu, “en azılılarını” yaşadık! Onlarla birlikte (habercilik uğruna) mezarlıklarda sotalandık! Şimdi o tecrübeyle (aralarında pırlanta gibi çocuklar da olduğunu bilerek) Kobralar isimli taraftar grubunuza;
“Yapmayın çocuklar… Vizelinin şöhretini olumsuz anlamında zirveye taşımışsınız. Bu güzel ilçeye o fanatizm yakışmaz. Bunca çevik kuvvet polisinin Vize gibi yerde ne işi olur” dedik diye kötü bir şey mi söyledik!
*
Kırklareli Beden Terbiyesi tüm ilçelere yaptığı gibi Vize’ye de bir stat yaptı. Ama şimdi farkediyoruz ki; bi şeyi eksik yapmışlar.
“Aman buraya taraftar-maraftar gelmesin” dercesine DEPLASMAN TRİBÜNÜ yapmamışlar!
Sizce o tribün (gerçekten) unutuldu mu; yoksa bilerek mi yapılmadı?
Hasan Başdemir de yıllarca Süper Lig’de hakemlik yapmış, hatta kulübünüzün ekmeğini yemiş. O da “tecrübesiyle” size bi şey anlatmaya çalışıyor, neden sağırmış gibi yapıyorsunuz?
*
Son satırlarım Vize Belediye Başkanı Ercan Özalp’e… “Sınıf arkadaşım” Ercan’a…
Bak kardeşim; beni az çok bilirsin. Diyeceğimi pat diye insanın yüzüne söylerim.
Sen Citta Slow markalı bir ilçenin belediye başkanısın.
Bu Citta Slow ilçeler çok fazla değildir ve onları kaplumbağalarla simgelerler.
Yani denir ki;
“Burası bir kaplumbağa sessizliğinde. Buraya gel, burada huzur bul. Bu şehirde iyi insanlar var!”
Ama öte yandan bakıyorsun; barış, dostluk ve kardeşlik için yapılan bir spor olayına (Vize’ye) deplasman takımının gelmesini istemiyorlar!
Niye?
50 tane taraftarı koruyacağız diye 100 tane çevik kuvvet polisi yollamak zorunda kalıyorlar!
“Aman aman” diyerek, Vizelilerden yaka silkiyorlar!
Bu sana da büyük bir tezatmış gibi gelmiyor mu?
Karar vereceksiniz kardeşim; “birlikte toplanarak” bir şeye karar vereceksiniz:
Burası sessizliğin, sakinliğin, barış ve dostluğun hüküm sürdüğü “sakin” bir şehir mi?..
Yoksa futbol fanatizmi içinde “gözü dönenlerin” ilçesi mi?
Bunun ikisi yan yana gitmez!
Ya futbol fanatizminden vazgeçeceksiniz; ya da Citta Slow’dan…
Bak; Vizespor formasındaki çığlığıyla bugün kapına geldi.
Onlarla tam da “eğriyi-doğruyu” konuşma vakti!

Not:
Benim Alibeyköyspor-Vizespor maçı dönüşü htiklerim bunlar.
Ama derseniz ki; “maçta ne gördün?”, onu da yazayım.
*
Stada ilk girişte o 3 numaralı stoper bana çok itici gelmişti. Ama oyunun ilerleyen dakikalarında “en ne yaptığını bilen adam” olarak onu gördüm.
Kadronuz toplama; bu futbolcuların henüz Vize’nin kaç mahalleden oluştuğunu bildiklerini bile sanmıyorum. Haliyle “takım” olmakta zorlanıyorlar. İlerleyen haftalarda daha iyi olurlar elbet; ama o ilerleyen haftalarda onları bulabilirseniz!
Yarın şartlar gereği;
“Beyler… Vaziyet fena… Bu yüzden maç başı paralarınızı yarıya indirdik” dediğiniz anda Kale ve Yonca Seyahat yükünü alacaktır!
O yüzden de derim ki;
Sizi BAL ligine kim çıkardıysa (toplama adamlarla) değil, "o çocuklarla" oynasaydınız keşke!
O çocuklarla suyun boyunu ölçseydiniz keşke!
Sadece siz değil tabi; bizim 10 kat büyüklüğümüzdeki Lüleburgaz’da yaşanan “başkan-hoca atışmalarını” bazen gülerek, bazen kederlenerek izliyorum.
Buralarda oynamanın raconu bellidir arkadaş; Düzovaspor size buralarda oynamanın raconunu yıllar önce Kaymakamlık Kupalarında öğretti. Ama demek ki siz iyi öğrenememişsiniz!
Ne yapıp da şampiyon olurdu Düzova?
Bi kere önce kendi çocuklarını oynatırdı. Yetmedi mi; kalanını "Burgazlılarla" doldururdu. Kaleye Oğuz'u, solaçığa onun muhteşem sol ayaklı kardeşi Yavuz'u...
Sen de 12-13 tane altyapı ürününü sür sahaya... Yetmedi mi; işte o zaman (parana da kıyarak) 5 adam al ama "Yahu bunlar topçunun kralı" dedirt!
Şayet BAL denen (CİMER’e en çok şikayet giden bu ligde oynayacaksanız) bunun raconu bellidir.
Üretici olacaksınız; futbolcu YETİŞTİRECEKSİNİZ!
Ben size sezon başında hoca ararken tek bir isim söyledim; Erkan Ültanır!
Erkan Ültanır Galatasaray altyapısında Özhan Canaydın tarafından “ödüllendirilen” hocalardan biriydi. Ondan da önemlisi; (Sabah Ültanır gibi) o da Vizeliydi! Ben size sezon başında “hoca” değil; “sistem” önerdim. Ama tabi siz beni ne duydunuuuuz, ne dinlediniz!
*
Neyse maça dönelim…
Bugünkü maçta girenlerle-çıkanlarla birlikte 30’a yakın adam izledim. Ama 1- Alibeyköy’ün şahane fizikli kalecisi Mert Can Tunca, 2- Vizespor’un 3 numaralı stoperi Fatih Gökdemir… Bu ikisinden başka “akılda kalacak” başka da oyuncu görmedim!
Haaa bir de…
Bursa bölgesinden Mutluhan Çırakoğlu, Gülşah Nur Erşen ve Hakan Özler isimli 3 muhteşem hakem izledim!
Uzun zamandır (taraftar baskısına rağmen) deplasman takımını hiç ezdirmeyen, ne görüyorsa onu çalan bir hakem izlememiştim.
Hakemler 90+5 dediklerinde sandık ki Alibeyköy “can havliyle” saldıran taraf olacak. Ama tam aksi; galibiyeti kovalayan ve kaçıran taraf Vizespor’du!
Hatta 7 numaralı Onurhan Seven’in şutunda direğe çarpan top en az 10 santim içeri düştü. Ama bayan hakem o sırada liberoya göre pozisyon aldığı için o şutu süzemedi.
Verseler; Vizespor ilk 3 puanını alsa kötü mü olurdu?
Olmazdı elbet; Vizespor bir hava yakalardı. Ama öbür taraftan bakıyorum da; galibiyeti ne Alibeyköy haketti, ne de Vizespor…
Bu maç 3 gün 3 gece oynansa ya 0-0 ya da 1-0 biterdi.
0-0’la 2 takım puanları paylaştı.

Not: İlk 4 hafta puan alamayışınızın nedeni tabi ki Belediye Başkanı Ercan Özalp'in suçu değil.
Vize Belediyesi'nin gücü de belli ve onların da Darphaneleri yo; oturdukları yerden para basmıyorlar. Okları şimdilik ona ve "spora ilgisiz zengin Vizeliler"e çevirmek mantıklı bir strateji gibi gelebilir. Ama bununla anca "günü" kurtarırsınız, gelecek ıska geçilir!

Bi not daha:
Alibeyköylülerin tepe yöneticileri dahi (!) o şutun GOL olduğunu itiraf etti.
Bi şeyi değiştirmez elbet; ama haberi benden duymuş olun! (E.B.)

BİTTİ!

 
Etiketler: SAHİPSİZ”, ADANA’DAN, “SAHİPSİZ”, VİZESPOR’A,
Yorumlar
Ulusal Gazeteler
Alıntı Yazarlar
Tekirdağ
Parçalı Bulutlu
Güncelleme: 21.11.2019
Bugün
12° - 18°
Cuma
11° - 18°
Cumartesi
11° - 17°
Tekirdağ

Güncelleme: 20.11.2019
İmsak
06:27
Sabah
07:55
Öğle
13:00
İkindi
15:32
Akşam
17:55
Yatsı
19:19
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Sivasspor
21
0
2
3
6
11
2
Fenerbahçe
20
0
3
2
6
11
3
Trabzonspor
19
0
2
4
5
11
4
Alanyaspor
19
0
2
4
5
11
5
İstanbul Başakşehir
19
0
2
4
5
11
6
Galatasaray
19
0
2
4
5
11
7
Yeni Malatyaspor
18
0
3
3
5
11
8
Beşiktaş
18
0
3
3
5
11
9
Gaziantep FK
15
0
4
3
4
11
10
Çaykur Rizespor
14
0
5
2
4
11
11
Göztepe
13
0
4
4
3
11
12
Konyaspor
13
0
4
4
3
11
13
Kasımpaşa
12
0
5
3
3
11
14
Denizlispor
11
0
6
2
3
11
15
Antalyaspor
11
0
6
2
3
11
16
Gençlerbirliği
10
0
5
4
2
11
17
MKE Ankaragücü
9
0
6
3
2
11
18
Kayserispor
7
0
6
4
1
11
Arşiv Arama
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı