Yazı Detayı
23 Temmuz 2016 - Cumartesi 02:09
 
BAK VİZE’Lİ HEMŞERİM...
ENGİN BİÇER
 
 

Gazeteciliği çok yoğun yaptığım günler... Çocuklarımız büyüyor ama; biz o deplasman senin, bu kamp benim derken o günlerin bazılarına şahit olamıyoruz. O ayrı kalışlar bizi öyle hale getiriyor ki; şayet evimizdeysek, şayet çocuklarımızlaysak, o anı doya doya yaşamaya çalışıyoruz. Çocuklar bana ben onlara hasret kalmışım ya... Yine öyle bir deplasman dönüşü Vize’deyiz. Bakkaldan bir şey almam lazım ve mezarlığın ordan Otogara doğru çıkıyorum. Yanımda Ece de var. Ece daha küçük ve o bakkala gidiş sırasında elimi bırakmıyor. Ben o anda farkında değilim. Ama daha Otogar’ı yeni geçmişken Ece bir şeyi benim gözüme sokuyor:

“Baba... Burada seni herkes tanıyor mu? Çünkü sen burada herkese selam veriyorsun!”
Bu durum, (çocuk da olsa) İstanbullu için garip bir şey.
Ece’ye güldüm:
“İsim olarak olmasa da simaen hemen hemen herkesi tanırım. Burası küçük bir yer.”

Ben bile taaa o zaman anladım ki; Vize’de sokağa çıktığımda sahiden herkesle selamlaşıyordum. Bu güzel bir şeydi.
Ancak...
Son 5-10 yıldır benim için ‘Vize bile’ esprisini kaybetmeye başladı. Çünkü öyle bir dönem oldu ki; Vize’ye gelişlerimde (Bunun da gö*ü kalkmış) muhabbeti olmasın diye bana selam veren herkese selam veriyordum. Ama inanın çoğunu ne ismen ne de simaen tanımıyordum. Onlar beni biliyordu. Hiç bilmeyen bile; kahvede maç seyrederken yanındakinin “Aaa bizim Vizeli çocuk da maçta” lafından tanıyordu. Sonuçta onların televizyondan gördüğü bir adamdım.

Benim Vize’den ilk çıkışım 30 yılı geçti. Son 5-6 yıldır çok net görüyorum ki; istediğiniz sıklıkta gidip-gelin, doğduğunuz ilçeye YABANCI olmanıza 30 senelik bir süreç yetiyormuş! Şayet aradan 30 sene geçtiyse, yaşadığınız yer (Vize gibi) küçük bir ilçe bile olsa onlar için artık bir YABANCI oluyormuşsunuz!

Ben bu satırları Vize'ye son gidiş gelişlerimde "tamamen bir YABANCI olduğumu hissederek" yazıyorum.

Çok değişmiş Vize... Benim bildiğim “iyi” Vizeliler çocuklarını okutmak için Kırklareli, Edirne, Çorlu ya da başka bir yere gitmişler. Köyler de (yoğun bir şekilde) Vize’ye inmişler! Durum bu olunca ve ben Vize’de kendimi yabancı gibi hissettiğimi söyleyince “Abi seninki gene iyi... Sen kendini ‘yokken’ yabancı hissediyorsun. Onu biz, ‘burada yaşıyorken’ hissediyoruz” diyorlar.
Bu bir kenara...
Ama Vize’ye ve Vize’liye ne kadar yabancılaşsak da Vize’nin bazı değerlerine YABANCI kalamıyoruz!
Bana doya doya oynamak nasip olmasa da (ilk sporcu lisansımızın çıktığı) Vizespor da bunların başında gelir.

Duydum (ve konuştum) ki; Vizespor tarihinde ilk kez oynamayı hak ettiği Bölgesel Amatör Lige katılmayacakmış!
Oysaki daha dün gibi; Vizespor BAL Ligi’ne katılımı hak etmiş; ilçenin havası o gece ne güzel; bayram yeri gibiydi! Vize öyle bir geceyi daha önce kaç defa yaşamış ki?

***
Şimdi ben spor gazeteciliği yapmış biri olarak diyeceğimi diyeyim; Vizeli ve Vizesporlu ona göre karar versin. Sonra Vizespor BAL Ligi’ne ister gitsiiin, ister gitmesin!
***

1- Aslına bakarsanız en acı gerçek; Vize’nin şartları değil BAL Ligi, onun 2 aşağısı amatör lig için bile yetersiz! Çünkü Vize’nin ne sahası var; ne de adam gibi bir soyunma odası. Festival zamanı bizim komşunun küçük çocuğuyla mera’dayız. Çişi gelmiş; işemesi lazım. Meğer bizim ufaklığın bir huyu varmış; beyzade her yere işeyemiyormuş! Hemen soyunma odası tuvaletlerine götürdüm. Ne gördüm biliyor musunuz? Vizesporlu çocuklara soyunma odası diye verilen yer, başka bir çocuğun işemeyeceği kadar rezilmiş! (Şayet durum bu kadar vahim olmasaydı çok tanıdığınız bir Galatasaraylı futbolcuyla benim de bazı girişimlerim olacaktı. Ama ol(a)madı! Şartlar bu olduktan sonra zaten olamaz da!)

2- Vizespor Başkanı Egemen Aykanat’la sıkça konuşuruz. “BAL Ligi’ne katılmayacağız” açıklaması yapmadan önce de konuşmuştuk. O ve birkaç ‘kamikaze’ arkadaşı Vizespor’un BAL Liginde yer alması için tüm imkanları zorlarken de konuştuk. Şimdi 1. maddede ettiğim lafla çok çelişir gibi duran bir şey söyleyeceğim: (Egemen'e); “Katılmalısınız! Şayet katılmazsanız Vizespor’da tüm spor şevkini kırar, ondan sonraki ligler için adam bulamazsınız!” dedim.

3- İstediği kadar sahası olmasın... İstediği kadar soyunma odası bile olmasın... Ama Vizespor bu sene o lige katılmalı! Gerekirse 5'er 6'şar yiyerek düşmeli... Ama gireceği suyun onun boyunun neresine geleceğini test etmeli! O su onu boğacak mı; bilmeli! Yani mesele asla sadece BAL Ligi’ne katılmak değil. O lige katılmak Vizenin kahve köşesinden kurtulması gereken genci için çok önemli bir umut kapısıydı. O lige katılmamak Vize’nin çocuklarını spor sahasından alıp kahvehane ve tabi ki birahanelere mahkum etmek olacaktır. Bunu gençlere yapmaya hakkınız yok!

4- Benim Vize gencine projeksiyon çevirmem eski Belediye başkanı Selçuk Yılmaz zamanında başlar . Daha o zaman onlara (ve tabi Egemen’e de) söyledim; “Her kim ki Vize gibi yerde amatör futbolcuya para veriyor, o adam orada kendi ayağına sıkıyordur!” diye. Şu geldiğimiz nokta aslında sonuç. Bunun bu işi buraları getireceğini en az 3 yıldır zaten konuşuyorduk.

5- Bunu yazınca (çok net biliyorum ki;) takımdaki futbolcu kardeşlerim hemen gözlerini patlatıyorlar! “Ne yani? Biz beleşe mi oynayalım?” diyorlar. Futbolcu kardeşim bunu derken şunu bilsin. Eski başkan Selçuk Yılmaz’la bu işin kavgasını yaparken (kardeşimin çocukları) Mert ve Burak o takımın oyuncusuydu. Şimdi Mert yok, Burak gene orda. Yani aslında ben kendi yeğenlerimin de para almamasını savunuyorum! Peki ben aptal mıyım? Peki ben Burak’ın düşmanı mıyım? Yol masraflarınıza eyvallah... Hatta maç başı para almanıza da eyvallah... Ama amatör ligi paralı hale getirirseniz bu sene amatörün bi üstüne çıkınca 500 bin tl gibi korkunç rakamlardan bahseder olursunuz. Hadi buyrun; şartlar bu olunca hiç gidemiyorsunuz!

6- Her şeye rağmen... Tüm olumsuz koşullara rağmen Vizespor kendisine lazım olan 20 gönüllü ve yürekli futbolcuyu bulabilir! O 20 futbolcu; mümkün olan en düşük maliyetler içinde hem sağlığı için spor yapar, hem de (çok yetenekliyse) Vizespor’u kendisi için sıçrama tahtası yapar!

7- Devamlı okuyanlarım bilir. Ben burada Polonya Liginden Niciecza diye bir takımdan bahsediyorum. Bu takımın dünya üzerindeki en büyük özelliği sadece 730 kişilik bir köy olması! Statları var; misafire de yer olsun diye 2262 kişilik! Bu takım Polonya’nın en üst liginde! Bunun anlamı ne? Şayet “doğru işler” yaparsanız; 730 kişilik bir köy gücüyle Polonya’nın ta en üst ligine oynayabilirsiniz! Peki şu anda biz ne konuşuyoruz? Köyleriyle birlikte en az 20 bin kişilik bir insan gücü olan Vizespor’un “amatörün bir üstü” BAL Ligi’ne katılıp katılamayacağını! Şayet önümüzde Niciecza diye bir örnek varsa, bana bir Allah’ın kulu bu işi olmayacağını-olamayacağını anlatamaz!

8- Başkan Egemen Aykanat’a da söyledim: “Şayet sizin yerinizde ben olsaydım; (sanki başka hiç kimse yokmuş gibi) beni geçen sene o gruptan BAL’a taşıyan gençlere sırtımı dayardım!” Çünkü bu takımın ceremesini en çok kim çekiyorsa kaymağını da o yemeli! Ama bu hissi futbolcuya iyi yansıtmak lazım... Onlara güven ve sevgi duymak başka; “Bizim sizden başka çaremiz yok” demek başka! Çünkü bunlar genç adam... Bunu hissettiği anda kendini “vazgeçilmez Hint kumaşı” olarak görecektir. Benim gördüğüm kadarıyla bu yanlış senelerden beri zaten yapılmakta!

9- BAL Ligi’ne çıkmanın hep zor ve olumsuz şartlarından bahsediyoruz. Ama bir de işin pozitif tarafı var. Bir sene önceki Vizespor’da oynamak 10 gençten 9’u için pek sempatik olmayabilirdi. Ama BAL Ligi’nde yer alacak Vizespor’da oynamak için 10 gençten 11’i "gönülden istekli" olabilir! Çünkü BAL Ligi amatör liglere göre daha çok takip edilen bir lig. Varsa talibi olan; gitsin Galatasaray’da, Fener’de oynasın. Ama yoksa; “Al kardeşim. Bu Vizespor forması. Göster kendini, sen de kazan, biz de!” denebilir.

10- Bir kez daha yineliyorum. Bu sene o BAL Ligi’nde OLMAMAK Vize’de sporun altına dinamit koymaktır! Şayet o lige gidilmiyorsa daha aşağıdaki ligler için bir daha kimseyi bulamayacaksınız! Söyler misiniz bana; sahaya çıkan futbolcu ne amaç uğruna tekmeye kafa uzatacak! Vizespor o ligde olmalı! Olmalı ki; İstanbul’dan, Kocaeli ya da Edirne’den gelenler (gerekirse) Vize’nin ilkel spor tesislerinden iğrenmeli! Çünkü ne siyasetçi ne de Kırklareli’ndeki daha büyükler o işe başka türlü eğilmeyecek! Daha küçük yerlere bile yapılmışken o standart sentetik sahanın Vize’ye hala yapılmamış olması büyük ayıp! Bu işler ilçeden ile yapılacak 2-3 telefonla çözülebilmeliydi. Bir sentetik sahanın (yeri de hazırsa) bitirilmesi kaç aylık iş ki? Saha da olmayınca ne oluyor? Sana iç sahan bile deplasman; sana her yer Trabzon! Maliyet ne oldu? İkiye katlandı!

11- Aslına bakarsanız Egemen Aykanat’ın “BAL Ligi’ne katılamıyoruz” açıklamasından sonra bunun Vize'de bomba etkisi yapması lazımdı. Ama o gün de konuştuk; ülke şu günlerde 1 hafta önce yaşanan darbe girişimi ve devamındaki gelişmelerin etkisinde. Her şeyden önce insanlar geçim derdinde. İnsanlar ekonomik anlamda önlerini göremiyor ve içinde “maddi destek” talebi içeren bu “çığlık” karşılık bulamıyor. İmkanları göz önüne alınca Vizeliye de hak veriyorsun. Vizenin insanları destek lazım olunca nasıl yürekten orada olacağını Lüleburgaz’daki şampiyonluk maçında ispat etti. Ama işin içine “Pamuk eller cebe” çağrısı girince sessiz kalınması anlaşılabilir. Peki Vize’nin zengini yok mu? Var tabi! Ve inanın bu iş (tüm kesimlerce kenetlenilirse;) Vizeli için çocuk oyuncağı olmalı. Ama orada da siyasi dengeler ortaya çıkıyor. İşte o zaman anlıyoruz ki; siyaset tam da bu yüzden sporun içinde olmamalıymış! Vize’nin belediyesi (hangi partiden olursa olsun) ilçenin amatör takımlarına elinden gelen katkıyı yapsın. Ama amatör takımlar bile siyasi partilerin güç gösterisi, basamak atlama yeri olunca Vize gibi küçük yerleri bile tek amaç peşinde buluşturamıyorsunuz. Gelmeyen haksız mı? Hayır; gelmeyene de hak veriyorsunuz!

12- Eski başkanla çocukluk arkadaşı olmanın verdiği rahatlıkla özellikle yollar konusunda epey tartışmıştık. Şimdi gidip geldikçe görüyorum ki çoğu mahallenin sokağı bir Trakya ilçesine yakışır hal alıyor. Kamyonlar ilçe içinden geçemez olmuşlar. Yani yeni başkan Sedat Balkı iyi şeyler yapıyor. Olması gereken daha bir sürü şey var elbet. Ama nedense (bizim zamanımızda) hiç meraya inmeyip maç seyretmeyen adamlara “Hadi şu Vize’deki sporu adam edin” demek zorunda kalıyorsunuz. Sporu seven siyaseti, siyaseti seven de sporu sevmiyor. Ben Sedat başkanın yerinde olsam bu BAL Ligi meselesine (yol yapımı kadar hatta daha fazla) önem veririm. Çünkü bu iş o kadar ciddi! Ama baştan söyleyeyim; ben BAL Ligi için o kadar büyük paralar HAR-CA-MAM! Harcamam ama... Vizespor’un o ligde olmasını “onu meselesi” sayarım!

Şimdi en başta dediğim gibi...
Karar sizin!
BAL Ligi’ne ister gidin;
İsterseniz gitmeyin!
Giderseniz elinize çok şey mi geçer; bilmem...
Ama gitmezseniz;
Vize’nin çocuğunu sudan çıkmış tavuğa çevireceksiniz! (E.B.)

Not: Aslında bu iş bugün sonlanmıştı. Ama belki Vizeli gencin şansına TFF 1 hafta daha süre vermiş.
Galiba “yukardaki”; Vize’li ne kadar sporsever, onu test edecekmiş!

 
Etiketler: BAK, VİZE’Lİ, HEMŞERİM
Yorumlar
Diğer Yazılar
Ulusal Gazeteler
Alıntı Yazarlar
Tekirdağ
Yağışlı
Güncelleme: 09.12.2018
Bugün
- 11°
Pazartesi
- 11°
Salı
-
Tekirdağ

Güncelleme: 10.12.2018
İmsak
06:43
Sabah
08:17
Öğle
13:10
İkindi
15:28
Akşam
17:50
Yatsı
19:17
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
Arşiv Arama
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı